Lumara Valeris

Lumara Valeris

  • WpView
    Reads 46
  • WpVote
    Votes 3
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Fri, Jan 2, 2026
Bir gece ansızın gerçekliğin yırtılmasıyla kendini güneşin hiç doğmadığı, gölgelerin birer avcıya dönüştüğü karanlık bir evrende bulan Ganna, hayatta kalmak için vücudunda taşıdığı volkanik ve kontrol edilmesi güç ışığıyla savaşmak zorundadır. Bu ışık, o diyarın mutlak karanlığı için hem bir tehdit hem de ele geçirilmesi gereken kadim bir güçtür. Ganna, kimin dost kimin düşman olduğunun belirsizleştiği bu tekinsiz dünyada, bir yandan kayıplarının izini sürerken diğer yandan taşıdığı gücün karanlık bedeliyle yüzleşir. Kaçmaya çalıştığı her adım onu bu dünyanın derinliklerindeki sarsıcı bir gerçeğe ve geri dönüşü olmayan bir değişime sürükleyecektir.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • SİYAHIN BEYAZI
  • DELİ YÜZBAŞI (+21)
  • Aile Sırları
  • ISSIZ ADA (+18)
  •  ABİLERİM Mİ?
  • KURTBEY
  • Gerçek Ailem~ Eliz
  • HER KİMSEN
  • Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM

Miray Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Miray Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Miray, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Miray'ın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Miray kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Miray'ı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Miray olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu.

More details
WpActionLinkContent Guidelines