"Nasıl yani? Dalga mı geçiyorsun?"
"..."
"Gitme." Gencin sesi cılız çıkmıştı, cevap gelmedi.
Yağmur şiddetini artırmıştı, adım seslerini bastırmak istercesine. Soğuk iliklerine işliyordu fakat umrunda olan son şey bile değildi.
Sadece gencin hıçkırıklarının duyulduğu boş sokak, belki de en kötü gününü geçiriyordu.
Bir hikâyenin başı olsa da onların hayatının sonuydu belki de...
Bazı hikâyelerin sonunu bilmeden okuyamaz insan. Kendi hayatımızda bile sonunu tahmin ederek girişiriz çoğu işe. Anlık kararlar hayatı renklendirse de monotonluğa alışmıştır herkes.
Fakat bir kitabın sonundan okumaya başlayanlara sadece hikâyenin kötü bitmesinden çekinen korkaklardır. Bu yüzden ana kahramanı da korkak olan bir kitabı sonundan anlatmaya başlamak pek de yanlış sayılmaz bence.
Sonlardan yeterince bahsettiğime göre biraz da başlardan bahsedelim. Hikâyemin başına. Kısaca kendimi tanıtsam da detay vermeyi unuttuğumu şu an fark ettim.
Ben Nico. Fazlasına gerek yok, sadece Nico olarak bilmeniz yeterli. Pek bir ilgi alanım yok, başarılı olduğum bir şey de olduğunu söyleyemeyiz. Nefes alan bir eşya olarak bile sınıflandırılabilirim. Gerçek bir yıkık, fiyasko veya bir ibne. İnsanların hakkımda düşündüklerinden sadece birkaçı. En başa dönersek...
All Rights Reserved