"Bana ağır gelen şey, seni kaybetmek değil...
Seni kaybederken bile hâlâ seni seviyor olmamdı."
Bazı yaralar sessiz açılır.
Bazı ihanetler, insanın en güvendiği yerde saklanır.
Selin, küçük bir kasabada geçmişinden kaçmaya çalışırken, Demir kendi öfkesiyle savaşmaktadır. İkisi de kaybetmenin ne demek olduğunu bilir; ama birbirini kaybetmenin bu kadar can yakacağını bilmezler.
Bir sır, her şeyi altüst ettiğinde;
aşk, yerini suskunluğa, kırgınlığa ve geri dönülmesi zor sözlere bırakır.
Demir'in öfkesi, Selin'in kalbine ağır gelir.
Selin'in sessizliği ise Demir'in vicdanına.
Kasaba, dedikodularla ve gölgelerde dolaşan bir tehditle çalkalanırken, ikisi de aynı sorunun içinde sıkışıp kalır:
Gerçek ortaya çıktığında, sevgi hâlâ hayatta kalabilecek mi?
Çünkü bazen asıl fırtına dışarıda değil, insanın içinde kopar.
Ve her fırtına, ardında enkaz bırakır...
ta ki susana kadar.
"Fırtına sustuğunda, geriye kalan tek şey birbirimizin yaralarıydı.
Ve biz, o yaraların içinde bile sarılmayı seçtik."
Todos os Direitos Reservados