10 parts Ongoing Koridor artık sadece bir koridor değildi. Gölgenin, öfkenin ve arzunun yankılandığı bir arena olmuştu. Duvarlar bile şahitlik etmekten utanıyor gibiydi.
Regulus'un sırtı taş duvara yapışmıştı. James ise sadece bir nefes mesafesindeydi-ama o nefes, boğazda takılan bir çığlık gibiydi. Susturulmuş, bastırılmış, patlamaya hazır.
James'in eli, Regulus'un omzundan kayarak göğsüne indi. Parmak uçları, kumaşın altındaki nabzı sayıyordu.
"Sabotaj.."
diye fısıldadı James.
"Süpürgen... bozuktu. Biri seni öldürmek istedi."
Regulus'un dudaklarında alaycı bir gülümseme kıpırdadı.
"Ve sen... yine kurtarıyorsun beni. Kahraman kompleksin böyle mi çalışıyor, Black?"
James'in gözleri ateş gibiydi.
"Hayır." dedi.
"Bunu başka kimseye hissetmiyorum."
Bir adım daha yaklaştı. Artık nefesleri birbirine karışmıştı. Regulus'un dudakları neredeyse James'in çenesine dokunuyordu.
"Ne hissediyorsun peki,Black?"
diye sordu. Sesi hem meydan okuyor, hem de bile isteye yakıyordu.
James cevap vermedi.
Parmakları Regulus'un çenesini kavradı, başını yukarı kaldırdı-ve gözlerine baktı.İçinde savaşlar yanan bir bakıştı bu. Aklı gitmek istiyor, bedeni kalıyordu. Ama ruhu... ruhu Regulus'a kilitliydi.
"Seninle kavga etmek,Potter... nefes almak gibi."
dedi ve ekledi.
"Ve seni öpmemek... lanet gibi."