Dazai Osamu, gelecekte bir yerde, hâlâ hayatta.
İntiharı artık bir şaka gibi konuşmuyor; ama yaşamayı da tam olarak sevdiği söylenemez. Sadece... bırakmamayı öğrenmiş.
Yue onunla aynı evi paylaşan, aynı sessizliği soluyan biri.
Onu "iyileştirmeye" çalışmıyor.
Onu düzeltmiyor.
Sadece yanında duruyor.
Dünya hâlâ kırık. Şehirler hâlâ gürültülü. İnsanlar hâlâ yaralı.
Ama onların küçük evinde kahve kokusu var, yağmur sesi var, balkonda paylaşılan sigaralar ve konuşmadan anlaşılan anlar var. Büyük trajediler değil; iyileşmenin yavaş, neredeyse görünmez gündeliği.
Bir gün Dazai'nin zihni yine o eski karanlığa kayıyor:
"Ya hiç var olmasaydım?"
Yue onu durdurmuyor.
Nasihat vermiyor.
Sadece yanına oturuyor.
Bu hikâye, kurtarmakla değil kalmakla ilgili.
Çünkü bazen en zor soru şudur:
İnsan birine alışınca, hayatta kalmak zorunda mı?
All Rights Reserved