Nilüfer ve Cevdet… İkisi de hayatın son virajında, yılların ağır sessizliğiyle yürümeye alışmış iki inatçı ruh. Gençliklerinde kaçırdıkları fırsatlar, bastırdıkları acılar ve birbirlerine söyleyemedikleri gerçekler, yaşlandıkça daha da görünür hale gelir. Birbirlerine yakın oldukça kavga ederler, uzaklaştıkça eksilirler.
Cevdet huysuzluğunu zırh gibi taşır; kimse onu yeniden kırmasın diye. Nilüfer ise adaletli, dik duran ve kendini ezdirmeyen bir ruhtur; unutkanlık ile mücadele ederken bile gururundan vazgeçmez.
Bir sabah, parkta başlayan basit bir tartışma, ikisinin de yıllardır görmezden geldiği o bağı yeniden uyandırır. Kavga ederek anlaşır, susarak sever, dokunamayarak bağlanırlar. Aşk onlara geç gelmiştir ama geç gelmesi, bir gün gitmeyeceği anlamına gelmez. Zaman, hafıza, gurur ve ölüm… hepsi bu aşkın kapısına dayanır.
Nilüfer ve Cevdet tekrar birbirlerini bulacak, sonra bir kez daha kaybedeceklerdir.
Çünkü bazı aşklar, kavuşmaktan çok hatırlanmak için vardır.
All Rights Reserved