ENGLESİZ

ENGLESİZ

  • WpView
    Reads 387
  • WpVote
    Votes 54
  • WpPart
    Parts 12
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Jan 17, 2026
Söz konusu spor ve spor dalları olduğunda, konuya olan duyarsızlığım canımı sıkmıyordu artık, ben alışmıştım ciğerlerimi kullanmamaya ama... Biri vardı ya zamanında, belkide böyle bir okulda, her hafta izlemeye geldiğim arkadaşımın yerinde olmak isteyen bir adam. Onu hatırladıkça istemeden, geldim ve öğrendim ama sensizim şu an, diye düşünmeden edemiyordum işte. Keskin bir bıçakla çiziliyordu göğüs kafesim. Dönmek istemiyordum çünkü her ne kadar uğraşsamda dönmemek için, hala daha orada bir yerde takılıp kaldığımı fark ediyordum; klor kokusu her genzimi yaktığında. Yandı bitti ciğerlerim -de, yaşamaktan vazgeçmedim. Hergün güldüm, içten içe öldüm. Yine de delirmedim. Yaşadım aktı, zamanımız dardı. Gecelerim vardı, sensiz ziyandı. Sana gelecektim ve seni çelecektim. Bana gelecektin ve beni sevecektin. Böyle planlamıştım...
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • Kanlı Lordun Gelini
  • KORDELYA
  • FIRTINA ZAMANI
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ +18-Tamamlandı-
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • KIZIL GECE
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines