"Öl ya da öldür."
Dudaklarımdan bu kelimeler fısıltıyla döküldü: "Öl ya da öldür." Bu ses, zihnimin içinde binlerce defa yankılanıyordu. Elimde tuttuğum silah bana yöneltilmemişti; fakat namlunun ucunda canımdan öte biri vardı. Parmağım tetik korkusuna yenik düşmedi, aksine ateşlemek için hareketlendi.
Tek bir dokunuşla hayatım mahvolacaktı. Garip olan şuydu ki; bu son, şu an bana öyle gelmiyordu. Biliyordum, pişman olacaktım. Her gece kan kusacak, her gün biraz daha silinecektim; yine de yaptıklarım yanlış gelmiyordu. Aksine, bunu yapmam gerekiyordu.
"Elinde bir silah ve içinde tek bir mermi varsa, onu kullanacaksın. Yoksa acıyla kıvranan sen olursun. Kurşun kalbi böler, parçalara ayırır; senin bu işten kazancın ise sadece birkaç litre kan olur."
Kurşun sıkıldı, kalp saniyeler içinde parçalara ayrıldı. Birilerinin yaşaması için, birilerinin ölmesi gerekiyordu. Hayatın ilk kuralı buydu.
All Rights Reserved