Dünya artık özgür değil.
Kapitalizmin sınır tanımayan ilerleyişi, ulusları birer birer yutmuş, hükümetleri sembolik yapılara dönüştürmüş ve insanlığın kaderini tek bir adamın ellerine bırakmıştır. Bu adam, kendisini dünyanın lideri ilan etmiş; düzen, güvenlik ve refah vaadiyle yükselmiş, ancak zamanla yalnızca kendi çıkarlarını koruyan, merhametten yoksun bir tirana dönüşmüştür. Onun kurduğu sistemde insanlar yaşamaz - yalnızca hizmet eder.
Fakat her çağda, karanlığa karşı duran birkaç kişi vardır.
Dört bilim insanı, insanlığın son umudu olacak bir plan üzerinde gizlice çalışır. Modern bilimin sınırlarını zorlayan, etik kuralları hiçe sayan bu planın merkezinde imkânsız bir fikir vardır: geçmişten bir savaşçı getirmek. Zalimliğin hüküm sürdüğü bu yeni dünyada, eski dünyanın acımasız gerçeklerinde yetişmiş birine ihtiyaç vardır. Ve böylece, 6. yüzyılın efsanevi gölgesi Krypetia, zamanın ötesinden koparılıp 21. yüzyıla getirilir.
Krypetia, sadakat ve görev dışında hiçbir şey bilmeyen bir suikastçıdır. Ona verilen görev nettir: tiranın en güçlü müttefiklerinden biri olan Türk Kraliyetini yok etmek ve zincirin en önemli halkasını kırmak.
Ancak hiçbir plan, insan kalbini hesaba katamaz.
Kraliyet sarayına sızdığı bir gece, Krypetia beklenmedik biriyle karşılaşır: Türk Kraliyetinin Prensesi.
Gerçek ortaya çıktığında, Krypetia yalnızca bir seçimle yüzleşmeyecektir. O ana kadar inandığı her şeyle yüzleşecektir.
Çünkü bazen en ölümcül görev, hedefini bulmak değildir.
Onu tanımaktır.
Geçmişten gelen bir suikastçı. Kimliğini saklayan bir prenses. Ve yıkılmanın eşiğindeki bir dünya.
Görev ile gerçek arasındaki çizgi silindiğinde, geriye yalnızca seçim kalır.
All Rights Reserved