KAÇIŞIN ARDINDA

KAÇIŞIN ARDINDA

  • WpView
    Reads 39
  • WpVote
    Votes 2
  • WpPart
    Parts 3
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Apr 4, 2026
Bazı kaderler sessiz yazılır, bazıları ise kaçılarak... On sekiz yaşında, kendisine sorulmayan bir "evet"in içine sürüklenen Mavi Vuslat Öztürk, hayatının yönünü belirleyen o gecede yalnızca bir evliliğe değil, geçmişine de sırtını döner. Ardında bir soyadı, gönderilmiş bir boşanma kâğıdı ve kapanmamış bir defter bırakır. Yiğit Karahan içinse bu hikâye hiçbir zaman bitmez; ne imza atılmamış bir boşanma, ne de yılların sessizliği bazı bağları koparmaya yeter. Yıllar geçer. Zaman yaraları örtmez, sadece şekil değiştirir. Kaçan kız artık bir üsteğmendir; disiplinle, üniformayla ve suskun bir güçle örülmüş yeni bir kimliktir bu. Ancak geçmiş, en beklenmedik anda karşısına çıkmakta ustadır. Bu roman; zorla yazılan kaderlerle, yarım kalan bağlarla ve insanın kendini yeniden inşa etme cesaretiyle ilgili. Aşk mı, hesaplaşma mı, yoksa yalnızca hayatta kalma mücadelesi mi? Cevap, sayfaların arasında saklı.
All Rights Reserved
#876
evlilik
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Firuze✔️
  • Kalbimdeki  Yara
  • AVCI VE KURT
  • KÜÇÜK GELİN
  • Sancak
  • YAMAÇTA'Kİ EKİN
  • Kayıp Bordo Bereli
  • ZÜMRÜT
  • Amcamın Emaneti

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines