Bir varmış, bir yokmuş...
Bazı anneler masal anlatır.
Bazıları ise gerçeği mektuplara saklar.
Bir kadın, henüz varlığından habersiz olduğu kızına mektuplar yazmaya başlar.
Gün gün, satır satır...
Bir hayatı, bir suskunluğu ve bir ihaneti emanet eder kelimelere.
Yıllar sonra terk edilmiş bir kız çocuğu, o karanlık konakta bu mektuplarla karşılaştığında,
geçmiş artık susmaz.
Her mektup kilitli bir kapıyı aralar,
her sayfa kanlı bir aile sırrını ortaya çıkarır.
Bu, kaybedilen bir annenin hikâyesi değil yalnızca;
kalan bir ruhun, kökleriyle ve kendi karanlığıyla yüzleşme hikâyesi.
Bu bir korku hikâyesi değil.
Bu, gerçeğin kaçınılmaz fısıltısı.
All Rights Reserved