NERGİS SARMALI

NERGİS SARMALI

  • WpView
    Reads 1,630
  • WpVote
    Votes 240
  • WpPart
    Parts 17
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Tue, Apr 21, 2026
"Bu şehirde çıkmaz sokak yoktur, Mardin'in her sokağı, yeni bir hikayeye açılır, demişti biri bana. Ama benim seninle karşılaştığım yol, çıkmaz sokaktı, Aladağ. Yıllardır içinde olduğum, kaybolduğum sokaktı. Sen, benim çıkmaz sokağımsın Gökalp Aladağ. O sokakta dönüp dolaşıp, sarmalında kaybolduğum çıkmazımsın. Hayatımdaki hiçbir sarmal, böylesine sevindirip, böylesine korkutmamıştı. Korkuyorum. Seni yaşadım, seni bir kez kaybettim. Bir kez daha seni kaybetmekten çok korkuyorum." Bazı şehirler insanı büyütmez; hesap sorar. Ona yuva vermez, kural verir; töre der, her şeyi devirir. Mardin, taşlarıyla susmayı öğreten ama asla unutmayan bir şehir. Dicle kıyısında başlayan bir çocukluk aşkı, yıllar sonra iki güçlü insanı yeniden karşı karşıya getirir. İkisi de CEO. İkisi de Mardinli. Aşkları eskisi gibi masum belki... Öyle umuyorlar. Kadın, ekonomiyi bilen bir yönetici ve insan zihnini çözen bir psikologdur. Rakamlarla duyguları, güçle travmayı aynı masada tartmayı öğrenmiştir. Çünkü hayatta kalmak için başka bir yolu yoktur. İhanet bazen bir kalp meselesi değildir; bir sistem meselesidir. Ve her sistemin er ya da geç bir bilançosu çıkarılır. Bu roman, aşkın değil bedelinin hikâyesidir. Acı dolu çığlıkların olduğu taş evlerin avlularının, bir rüzgarın peşinde umutla koşulan kokunun, acı dolu geçmişin, ihanetlerin, acının ama mutluluğun hikâyesi. Çünkü bazı ailelerin geçmişlerinin hesabı çocuklara kesilirdi. Sarılmıştı geçmiş boğazıma, ne öldürüyor ne yaşatıyordu. Ama en acıtan da kalbime aldıklarımı. Acını anlatma sevdiğine, öfkelendiğinde basar yaranın en, en derinine. İnsan, en keskin bıçağı, en sevdiğinin eline verirmiş. "Kendimden kaçak, yârim keskin bıçak..."
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Kara Mamba: Lacrima
  • KUĞULARIN DANSI
  • ÇİFTE BELA
  • DARAĞACI | Kristal Gece
  • Mir
  • Peçete ve Bekçi Köpeği
  • SOYTARININ KIVILCIMI
  • POBEDA
  • KOD ADI: NOVA
  • Kalp Çıkmazı

Kırmızı Örümcek Zambağı. Dünyanın en zehirli bitkileri listesinde öne gelen o güzel zambak. Ölümün kendisini temsil eden bu kırmızı bitki, zehrinin yanında cezp edici bir özelliğe de sahipti. Doğal güzellikleri ile insanları büyülerken ruhlarını cezp eder ve onları çağırırdı. Yalnızca dokunmak bile zehrinin etkisine kapılmaya sebep olurken dünya üzerinde bu çiçeği kendisini öldürecek kadar zorlayan kimse olmadı. Bir kişi hariç. Yalnızca bir kez solup ölürdü zambak. Sonrasında kayış benzeri yapraklar ortaya çıkar, yılın geri kalanında onların da öldüğü yaza kadar zambağı tutarlardı. Ama bugün burada, artık ölümü çağrıştıran zambağı ayakta tutan şey kayış değildi. Onu artık intikam için bekleyen, gözlerindeki karaları derisine dağılan Kara Mamba tutuyordu. Onun için artık, ölümden önce intikam geliyordu. Ölümüne susamış yılan, intikamından önce zambağı bırakmayacağına yemin etmişti. O yüzdendi bu dik duruşu. Ama kimsenin bilmediği bir şey daha vardı. Kırmızı örümcek zambağı; keder, acı, veda ve ölüm anlamına gelirdi. Bunları kendiyle getirirdi ve onun, onu dik tutmaya çalışan yılana bile acıması yoktu. Yılan intikamı beklerken, zambak ise huzuru beklerken birbirlerini öldürdüler. Ve ellerinde, acıdan başka hiçbir şey kalmadı.

More details
WpActionLinkContent Guidelines