Story cover for MARSEL by sukumrum
MARSEL
  • WpView
    Leituras 64
  • WpVote
    Votos 5
  • WpPart
    Capítulos 4
  • WpView
    Leituras 64
  • WpVote
    Votos 5
  • WpPart
    Capítulos 4
Em andamento, Primeira publicação em jan 23
Maduro
Ahu bir adım yaklaştı.
"Benden kaçıyorsun," dedi.
"Yanlış hissediyorsun," dedi Asaf.
"Yanlış hissettiğimi söyleme," dedi Ahu. "Ben hissettiğim her şeyi bedeliyle yaşıyorum."
Asaf sustu. Çünkü Ahu'nun gözlerinde korku değil, cesaret vardı.
"Bak," dedi Asaf alçak bir sesle, "sen benim arkadaşımın kardeşisin."
"Sadece bu mu?" dedi Ahu.
"Bu yeterince büyük bir duvar," dedi Asaf.
Ahu'nun gözleri doldu
"Ben bu duvarı sen örmedin sanıyordum," dedi.
Asaf başını çevirdi.
"Yaklaşırsan," dedi, "kırılırsın."
Ahu gülümsedi. Acı bir gülümseme.
"Ben zaten kırık geldim," dedi. "Beni sen bozmadın."
Asaf elini cebine soktu. Titrediğini fark etmesin diye.
"Bu doğru değil," dedi.8
"Doğru olan her şey mutlu etseydi," dedi Ahu, "kimse ağlamazdı."
Todos os Direitos Reservados
Inscreva-se para adicionar MARSEL à sua biblioteca e receber atualizações
ou
Diretrizes de Conteúdo
Talvez você também goste
AZE, de kelebekleroldu1
40 capítulos Em andamento
PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.
BİR KURŞUN İKİ VURGUN, de simaara
21 capítulos Em andamento Maduro
❝Sanrılardan ibaretti sanki bütün yaşananlar... Boğazıma oturan o koca yumru, elimden kayıp giden, bir daha da sahip olamayacağım hayallerim, hayatımdı sanki... Ağlayamadım. Bağıramadım. Durduramadım. 26 yıllık yaşamımın, 7 yılında adım atmadığım şehirde, onun tarafından bir başıma bırakılmıştım. Son umudumda da dalından acımasızca koparılıp alınmış gibi hissediyordum... Varlığımdan nefret eden insanlarla doluydu etrafım. Kaçmak isteyip, kaçamadığım bir labirentin içimdeydim sadece. Karanlık yolumu aydınlatan tek bir mumum vardı. Cılız ateşi bir sağa, bir sola savrulurken, koşmam için umut olmuştu bana... Yoktu. Artık o da yoktu. Karanlığın ortasında bir başımaydım. "Sözler hiçbir zaman tutulmaz anne... tutulmaz. Dedim sana. Ben ne sevmeyi hak ediyorum, ne de sevilmeyi. O gün... o gün ölmesi gereken bendim. Bendim." Ucunda oturduğum kayalara içindeki nefreti döküyormuş gibi çarpan o hırçın dalgalar, sanki sesim olmaya çalışıyordu. Gök gürledi. Bulutlar ağladı... Göğsüme ince bir sızı yayıldı. "Beni sevdiğine inanmamıştım zaten..." Titreyen dudaklarımı zapt etmeye çalışırken, gözlerimi karşımdaki hırçın denize çevirdim. "...şayet sen bile sevmekten vazgeçtin." Karadeniz acımasızdı. Aldığını vermez, verdiğini de acımadan ellerinin arasından alırdı... sonra elinde avucunda bir şey kalmazdı. Almıştı. Hepsini ellerimin arasından çekip almıştı. Ben Güneş. Kolu kanadı acımadan koparılan, omuzlarına tonlarca yük konulan kadın.❞ 🌑 0 4 /0 3 /2 0 2 4 ALINMASI, KOPYALANMASI VE ÇALINMASI DURUMUNDA YASAL İŞLEM BAŞLATILACAKTIR 🖇 Written by: simaara 🪶 #Yargı 1. 📌 23/12/2025 #Yargı 1. 📌 10/01/2026
Talvez você também goste
Slide 1 of 10
AZE cover
Küçük Bir Macera cover
MEHİR(Gerçek Ailem) cover
BİR KURŞUN İKİ VURGUN cover
Güz Karası  cover
SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting cover
AH Ü FİGAN cover
Örümcek Ağı |1 cover
SESSİZLİĞİN ARDINDAN cover
Güneşi Yakala cover

AZE

40 capítulos Em andamento

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.