VUSLAT

VUSLAT

  • WpView
    Reads 145
  • WpVote
    Votes 13
  • WpPart
    Parts 4
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Mon, Jul 6, 2026
Fikret Zakkum, sağ yanına sığdırdığı koca bir geçmişin enkazını temizlemek için tehlikeli bir oyun kurdu. Amacı, rakiplerini birbirine bağlayıp en büyük acıyı onlara çektirmekti. Ancak hayatın kuralı basitti: Bütün yangınını sağına alan adam, her zaman korumasız bıraktığı sol yanından vurulurdu. Bu oyunun diğer ucunda ise, nefretini zırh gibi kuşanan Alparslan Korkmaz vardı. Alparslan ve Fikret; birbirlerinin canına kastedecek kadar düşman, ama birinin dünyası sarsılsa ilk diğerinin elini uzatacağı kadar birbirine mahkûm iki adam. Onları birbirine bağlayan o karanlık bağın ne olduğunu kendileri bile bilmiyordu; bildikleri tek şey, bu yeraltı imparatorluğunda birbirlerinden başka kimselerinin olmadığıydı. İntikam için Alparslan ve Eylül'ün kaderini birbirine düğümleyen Fikret, kendi kurduğu bu ağın içinde en zayıf noktasından yakalanacaktı. "imkansızlığın kıyısında, nefretin içinden doğan bir aşkın ve yol ayrımında birleşen kalplerin hikayesidir."
All Rights Reserved
#3
vuslat
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • İPEKSİ BELA | Yarı Texting
  • İLK ÖPÜCÜK || TEXT
  • TAKINTILI MAFYA
  • EŞİM DOSTUM
  • Halısaha |texting
  • KONUK SEVMEZ DENİZ
  • FIRTINAYA MAHKUM İRİS | +18
  • EX'İM Mİ? / Text
  • Cömert Abi / Texting
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines