Nil için aile, yalnızca aynı çatı altında yaşamak ya da aynı soyadı taşımak değildir. Aile; geceleri korktuğunda sarılabilmek, ağladığında yanında bir nefes hissedebilmek ve susarken bile anlaşılmaktır. Küçük yaşta Tip 1 diyabetle tanışan Nil'in hayattaki en büyük dayanağı, abisi Çınar'dır. Çınar onun koruyucusu, sırdaşı ve sığındığı ilk güvenli limandır.
Ancak bir gün, anne ve babasından gelen beklenmedik bir açıklama Nil'in dünyasını sarsar. Eğer söylenenler doğruysa, Nil yalnızca alıştığı düzeni değil, ait olduğu yeri de kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. Bu belirsizlik, korkularını ve geçmişini yeniden gün yüzüne çıkarır.
Tam da bu noktada Nil'in hayatına yeni abiler girer. Kimi sessizce yanında durur, kimi konuşmadan anlar, kimi de düşerken elinden tutar. Bu bağ yalnızca kanla değil, sevgiyle ve sahiplenmeyle güçlenir. Yeni abiler, Nil'i hastalığıyla, korkularıyla ve kırılganlığıyla olduğu gibi kabul eder; ona ailenin bazen genişlediğini, bazen de yeniden kurulduğunu öğretir.
Bu hikâye; kardeşliğin, korumanın ve koşulsuz sevginin hikâyesi. Nil'in gözünden masumiyet, yeni abilerin gözünden sorumluluk ve bağlılık...
Kalbi ısıtan ama yer yer acıtan bu roman, okura tek bir soruyu bırakıyor:
Aile gerçekten kimdir?
Sete geç kaldığını haber vermek isteyen başarılı bir oyuncu, yanlış numarayı tuşlar ve hikaye o zaman başlar.
Bu yanlış numara, büyük bir aşkın kıvılcımını ateşler. Daha önce duygularını kullanmayan, acımasız, Rusya'nın en büyük adamı aynı zamanda Mardin'in en büyük aşiretinin oğlu olan adam, bu kıvılcımda tutuşmaya hazırdır.
Mardin'de çekilen dizisi ile ün alan oyuncunun, Mardin'li adam ile aşk yaşadığı yerde Mardin olur.