Kenan: Dediğin oldu, düştüm Deniz: Hemde boşu boşuna. Sana golden sonra yerinde durmanı söylemiştim. Kenan: Ama iyiyim. Durdum. Elimle çenesini tutup başını yana yatırdım. Boynu kızarmıştı. Deniz: Boynun iyi değil ama Kenan gözlerimin içine bakınca elimi çektim. Deniz: Krem sür, geçer Kenan bana göz devirdi. Kenan: Gerçekten mi? Deniz: Gerçekten mi ne? Kenan: Benim için bu kadar endişelendin ve şimdi geçer mi diyorsun? Kenan'a doğru bir adım attım Deniz: Senin sorunun ne Kenan? Yani anlamadığımı mı sanıyorsun? Benden kaçıp duran sen şimdi karşıma geçmiş hiçbir şey olmamış gibi davranıyorsun. Keşke sahadaki dengeni kişisel hayatında da kullansan Elimle dostça omzuna vurdum Deniz: arkadaşım 4 gün. 4 koca gündür Kenan'la selamlaşmıyorduk bile ama şimdi karşıma geçmiş rahat rahat konuşuyordu benimle. Hatta ilgi bile bekliyordu. İçimdeki umudu kül edip sonra bir anda tekrardan filizlendirmeye hakkı yoktu. Hakkı yoktu ama bunu çok iyi yapıyordu. Elimi omzundan çekip gidecekken elimi tuttu. Elimi tuttu. Ona tekrar döndüğümde elimi bırakmamıştı. Kenan ağzını açıp konuşacakken İrem'in sesini duydum. İrem: Deniz Refleksle elimi Kenan'dan çekmeye çalışırken o elimi daha sıkı tutmuştu. Emre de gülerek İrem'in arkasından geliyordu. İrem: Emre'yle yaptığınız başvuru onaylanmış. Prag'da ki akademi ikinize de kabul maili atmış! Prag'a gidiyorsunuz! İrem'in heyecanla kurduğu cümlelerin ardından Kenan'a döndüm. Kenan'ın umutla bakan gözleri gitmiş yerini hayal kırıklığı almıştı. Ellerimize baktım. Elimi tutan eli gevşemişti ve yavaşça elimden kayıp gitti. Ona baktım. O ise gözlerini benden kaçırıyordu.
More details