"Dünya buz tutmuş olabilir ama asıl kıyamet, senin tenine değdiğim gün koptu."
İnsanlığın ruhu dondu ve dünya mutlak sıfıra mahkûm edildi. Bu evrende hayatta kalmanın tek bir yolu var: Ruh eşini bulmak. Eğer kalbin bir başkası için çarpmıyorsa, vücudun ısı üretemez. Kimsesi olmayanlar için hayat; kat kat paltoların, titreyen parmakların ve 30 derecenin altında geçen bir yavaş ölüm uykusudur.
Han Jisung, yirmi iki yıldır bir buzulun içinde hapsolmuş, gitarının telleriyle donmuş ruhunu uyandırmaya çalışan bir hayaletti.
Lee Minho, şehrin en yüksek kulesinde, altın kafesinde üşüyen ve sıcaklığa inanmayan "Buz Prens"ti.
Gri bir Salı sabahı, kaotik bir metro istasyonunda iki yabancının parmak uçları birbirine değdi. Bir saniye, saniyenin binde biri kadar kısa bir süre... Dünya durdu, buzlar eridi ve her ikisinin de damarlarında unutulmuş bir lav akmaya başladı.
Ama kim olduklarını göremediler. Kalabalık onları ayırdığında, geriye sadece bileklerinde yanan bir mühür ve zihinlerinde o silinmez koku kaldı: Karla karışık nane.
Şimdi ikisi de aynı sorunun peşinde: O gün beni yakan güneş kimdi?
Fakat bilmedikleri bir şey var: Bu dünyada aşk sadece bir mucize değil, aynı zamanda bir infazdır. Çünkü ısıları 37 derecede durmayacak. Onlar sevdikçe yanacaklar, dokundukça kül olacaklar.
Buzdan ölmek mi daha acıdır, yoksa aşkın ateşiyle kavrulmak mı?
[🌸🧚🏻♀️] 𐙚⋆ᥫ᭡ tk'
Alfa Kim Taehyung çocuklarının velayetini almak için evlenmek zorundaydı. Bu zor süreçte karşısına son sınıf tıp okuyan Omega Jeon Jungkook çıkmıştı.
"Oradan bakınca evlenmeyi düşünen biri gibi mi görünüyorum?"
"Bende zaten seni nikahıma almayı düşünmüyorum. Anlaşmalı evlilik yapacağız."
!arranged marriage!
alfatae
omegakook
[omegaverse]
(texting+düzyazı)