Kurşun asker, tek bacağıyla kaderine dimdik dururken şehir başka bir masal fısıldıyordu; çünkü bu masalda kurşun adres sormazdı. Bir yanda vitrin camının ardında ulaşılamayan bir balerin, diğer yanda sokak lambalarının altında yönünü bilmeden ilerleyen bir kader vardı. Asker ne zaman kalbini dinlese, yol onu ateşe, suya ya da karanlığa sürüklüyordu; tıpkı hayatta olduğu gibi, yanlış yere düşmenin bile bir anlamı varmışçasına. Kurşun soğuktu ama niyeti kesindi, asker ise sessizdi ama inadıyla hayatta kalıyordu. Bu hikâye, masumiyetle sertliğin çarpıştığı yerde başlıyor; çünkü bazen en ağır yarayı alanlar, en az soru soranlardır.