Ai: MULTİVERCITY EVRENİ HAKKINDA
Arc'lar... Sonsuz çeşitlilikte, kendine has fizik kuralları ve büyülerle örülü, bağımsız mikro-evrenler. Hiçlikten doğmuş bu parçacık alemler, görünmez bir ağla birbirine bağlıdır. Ve bu ağın kalbinde, tüm geçişlerin merkez üssü olan Multivercity yükselir.
Burada kapılar sadece kapı değildir; her biri, uygun anahtar ve niyetle açılabilecek bir portaldır. Zamanın sabit akmadığı, gecenin bilinmediği, camların altında kara yıldızların parıldadığı, sihrin mimariyle bütünleştiği bir kavşak noktasıdır burası. Multivercity'nin "astronotları", bu portal ağını kullanarak Arc'lar arasında seyahat eder, bozulan dengeyi onarır, tehditleri savuşturur.
Ancak bu geniş ve tuhaf evrenin hikayesi, nihayetinde üç genç maceracının etrafında dönüyor: Görevlerini aksatmaya meyilli, pratik zekalı astronot Luke; düşünmeden atılan, sadakati ve sıra dışı güçleriyle onun en iyi arkadaşı Leo; ve mantarlarla kaplı, bozulmuş bir Arc'ta karşılaştıkları, büyü ve iksirler konusunda yetenekli, kendine yeten cadı Lily.
Onların dinamikleri, maceraları ve birbirleriyle kurdukları beklenmedik bağ, Multivercity'nin engin ve tehlikeli güzelliğine insani bir sıcaklık, mizah ve kalp katıyor. Evren ne kadar büyük, kurallar ne kadar tuhaf olursa olsun, hikaye her zaman onlara, Luke, Leo ve Lily'ye dönüyor.
İşin yorgunluğuyla yatağa uzanan Sofia, gözlerini kapattığı anda kendini bambaşka bir evrende bulur. Bu dünya; kasvetli gölgelerin ve nostaljik bir havanın hüküm sürdüğü karanlık bir diyardır. Sofia burada, bilinmeyen bir müziğin çağrısıyla dans ederken kaderini değiştirecek biriyle çarpışır: Kara Büyücü Lorenzo Blake.
Lorenzo, bu tehlikeli evrenin kurallarını bilen biridir. Sofia'nın buraya nasıl geldiğini anlamaya çalışırken, genç kadının sıradan bir rüyadan çok daha fazlasının içinde olduğunu fark eder.
Sofia, monoton,zorlu hayatına geri dönmenin mi yoksa karanlık diyarın ateşiyle dans etmeye devam etmenin mi daha tehlikeli olduğunu keşfetmek zorundadır.
(Hayali kurgudur benzerlikler
tesadüfidir.)