
Bazı yerler vardır; yalnızca toprağın altında değil, zamanın içinde de gömülüdür.Bazı taşlar ise dikildikleri günden beri susmaz, yalnızca dinlemesini bileni bekler. Prehistorya üzerine çalışan genç bir arkeolog, kısa süreli bir saha çalışması için Taş Tepeler Projesi'ne davet edildiğinde bunun yalnızca akademik bir fırsat olduğunu düşünür. Oysa Göbeklitepe, ölçümlerle ve tarihlerle açıklanabilecek bir alan değildir. Taşların dizilişi, anlamı unutulmuş çizgiler ve tekrar eden garip olaylar, kazı alanını bilimsel bir çalışmadan çok daha fazlasına dönüştürür.Kazı ilerledikçe, geçmişin kapalı kaldığı sanılan katmanları yerinden oynamaya başlar. Bazı bilgiler yazılı değildir; aktarılmış, gizlenmiş ve zamana bırakılmıştır. Bazı şeyler ise hiç kaybolmamış, yalnızca beklemiştir.Gerçekle yorum, bilimle sezgi arasındaki çizgi inceldikçe, taşların anlattığı hikâye de kendini dayatır. Ve anlaşılan odur ki, bazı keşifler insanın aradığı cevapları değil, sormaya cesaret edemediği soruları ortaya çıkarır. Bu kitap, insanlığın en eski izlerinden birine bakarken, bakılan şeyin karşılık verebileceğini hatırlatan bir başlangıç anlatısıdır.Tous Droits Réservés
1 chapitre