"Bak şimdi," koltuktan yavaşça kalktı. Şu an tepemde dikiliyordu tam olarak. "Zaten evde fazla durmuyorum, okul çıkışı işe gidip gece yarısı eve dönerim. Bir yedek anahtarım var, onu sana vereceğim. Kendine bir iş bulup sana yetecek kadar birikim yaptıktan sonra ayrılabilirsin. Sonsuza kadar burada kalacağını düşünüp iş fikrinden vazgeçme." "Öyle bir şey düşünmüyorum zaten, en kısa sürede çıkarım." Yüz ifademi göremiyordum ama kaşlarım çatılı şekilde ona bakarken umarım sinirli duruyorumdur. "İyi, eve arkadaşlarını getirmek yasak. Evi dağınık bırakmak yasak. Kira ve faturalara destek olmana da gerek yok. Yüksek sesle müzik dinlemek de yasak. Komşulardan tek bir şikayet alırsam bozuşuruz." O, ev hakkındaki kuralları bir bir sıralarken yüzüne şaşkınlık ve sinirle karışık bir ifadeyle bakıyordum. Bu çocuk beni ne sanıyor, 10 yaşında falan mı? Bu yasaklar ne ya? "Sen beni 10 yaşında falan sandın herhalde. 18 yaşındayım ben, on sekiz. Bunları söylemene gerek yoktu." Sanki aklına yeni bir şey gelmiş gibi tekrar konuşmaya başladı. "Yaşını söylemişken, senden 3 yaş büyük sayılırım. Bana abi desen iyi olur." "Birincisi, 19 olmama çok az kaldı. Yani mantıken 3 değil 2 yaş büyüksün. İkincisi, zaten abi diyorum, abi." ❀࿐ Siz: isteyim ben cikcam birazdan Tuğra Abi: ne işi amk işe mi girdin sen neden haber vermiyorsun Siz: abi ne bileyim unutmusum bugun soyleyecektim zaten eve gelince niye sinirleniyosun ki hemen Tuğra Abi: çok normal değil mi sinirlenmem aq haber vermeden başına buyruk davranıyorsun nerede işe girdin sen ne kadar güvenilir bir yer biliyor musun bunları Siz: iyi misin tugra sen az sakin olsana Tuğra Abi: tugra abiye noldu Siz: kurabiye oldu
More details