17 chapitres En cours d'écriture 1942, İsviçre Alpleri'nin yeşil vadileriyle çevrili küçük bir köy.
On bir yaşındaki sarışın, mavi gözlü Jakob, bir gecede her şeyini kaybeder. Babası annesini bıçaklayınca, öfke ve korkuyla o da babasını öldürür. Yetkililer önüne iki seçenek koyar: hapis ya da "verdingkind" olmak - yani köle gibi satılmak.
Aynı köy meydanındaki köle pazarında, on iki yaşındaki Sophia da ailesinin yoksulluğu yüzünden zorla getirilir. İple bağlı, yerden sürüklenerek, dizleri kan içinde pazara bırakılır. Dudakları çatlamış, gözleri korku dolu; tek kelime etmez.
İkisi de paslı zincirlerle yan yana bağlanır. O an, birbirlerinin gözlerinde ilk kez bir umut kıvılcımı yakalanır - sanki aynı karanlığın içinde iki yalnız yıldız.
Jakob, zalim bir çiftçinin kölesi olur. Soğuk suyun altında yıkandığı o ilk gece, masumiyeti de çalınır.
Sophia ise yan komşu çiftliğe verilir. Evler arasında sadece bir çit vardır; tarlalarda, inek sağarken, ot yolarken birbirlerini uzaktan görürler.
Gizli bakışlar başlar.
Çitin ardından fısıldanan kelimeler.
Çalınmış bir ekmek parçası, bir çiçek, bir gülümseme.
Zincirlerin ağırlığına, dayaklara, soğuğa rağmen, iki çocuk birbirinde teselli bulur. Masum, saf, imkânsız bir aşk filizlenir. Dağların özgür rüzgârında, çıplak ayaklarıyla koşan iki küçük yürek, hayaller kurar: "Bir gün kaçacağız. Kendi evimizi kuracağız. Bir daha kimse bize dokunamayacak."
Ama bu aşk, zincirlerden daha ağır bir bedel isteyecektir
**Herkes sussa, biz susmayız.**
Zincir ete işler,
aşk ruha üfler;
çalınan çocukluk
ebedi kış bırakır.
**Uyarı:** Kitap, tarihi gerçekçilik adına ağır şiddet, cinsel istismar ve travma sahneleri içerir. 18 yaş altı okuyuculara önerilmez. Tetikleyici içeriğe karşı hassasiyetiniz varsa lütfen dikkatli olun.