"Emin misin Dila?" diye sordu, nefesi Dila'nın dudaklarına çarparken. "Buradan dönüş yok... Bu kapı bir kez açılırsa, artık sadece benimsin. Her şeyinle." Dila, başını geriye atıp yüksek sesle, odanın duvarlarında yankılanan bir inilti koyuverdi. "Evet Baran! Evet..." dedi, gözleri tutkudan bulanıklaşmış bir halde. Onu daha da kendine çekti, vücudunu o sertliğe bilerek, daha sertçe sürttü. "Seni istiyorum... Şimdi!"
Baran, bu onay üzerine adeta bir yırtıcı gibi harekete geçti. Dila'yı tek bir hamlede kucağına aldı ve yatağa adeta fırlatır gibi bıraktı. Dila yatağa düştüğü an, Baran üzerine kapandı ve dudaklarına büyük bir şehvetle gömüldü. Dila'nın elleri titreyerek Baran'ın gömleğinin düğmelerine gitti; onları açmaya çalışıyor ama sabırsızlıktan parmakları birbirine dolanıyordu.
Baran, "Bırak," diye hırıldadı ve tek bir hamlede gömleğini üzerinden sıyırıp odanın bir köşesine fırlattı.Hemen ardından Dila'nın siyah elbisesinin fermuarını tek bir cırt sesiyle aşağı indirdi. Elbiseyi Dila'nın üzerinden çekip aldığında, Dila sadece o dantelli iç çamaşırlarıyla kalmıştı. Baran'ın bakışları, dantelli sütyenden taşan, ağırlaşmış ve uçları dikleşmiş göğüslerine çakıldı. Hiç vakit kaybetmeden dudaklarını o beyaz tenle buluşturdu.