İnsan zihni, dünyanın en güvenli sığınağı olabilir. Ya da en acımasız hapishanesi.
Dışarıdan bakıldığında her şey normal görünür. Gülümsemeler, sıradan sohbetler, alışılmış bir hayat... Oysa görünmeyen bir yerde, düşünceler durmaksızın birbirine çarpar. Gerçek ile hayal arasındaki çizgi her geçen gün biraz daha silinirken, verilen her karar yeni bir savaşın başlangıcına dönüşür.
Bazı yaralar tene değil, ruha işlenir. Ve bazı insanlar, ayakta kalabilmek için kendilerine kimsenin aşamayacağı duvarlar örer. Öyle sağlam duvarlar ki zamanla onları koruyan bir kalkan olmaktan çıkar, çıkışı olmayan bir kafese dönüşür.
Peki ya en büyük düşmanın, her sabah aynada gördüğün kişi olursa?
Sırlar, kayıplar, kırılmış güvenler ve zihnin derinliklerinde yankılanan sessiz çığlıklar... Her adımda biraz daha ağırlaşan bu yolculukta tek bir gerçek vardır:
Demir Kubbe, insanın bazen en çok kendisinden saklandığı yerdir.
Ve bazı kubbeler, kurşunlardan değil; korkulardan, travmalardan ve suskunluklardan yapılır.
All Rights Reserved