Gotik kraliçe, jilet gibi çekilmiş keskin bir eyeliner ve çantasından asla eksik etmediği tığıyla siyah yün yumakları... Gece, insanlardan ve onların yorucu gürültüsünden nefret eden, kendi karanlık kozasına sığınmış gotik bir tasarımcıydı. Onun dünyasında renkli hiçbir şeye, özellikle de sınır ihlali yapan neşeli insanlara yer yoktu.
Ta ki, üniversitenin ve mahallenin o sinir bozucu derecede mükemmel "altın çocuğu" Ege Saral, yüzündeki o bitmek bilmeyen enerjisiyle hayatının tam ortasına bodoslama dalana kadar.
Gece, kedisi Lili ile birlikte gölgelerde saklanıp, insanlara buz gibi bakışlar atarak yaşamayı seviyordu. En büyük sırrı ise o sert görünümünün ardında yatan bol krem şantili, karamel şuruplu tatlı kahve krizleriydi. Ege ise herkesin yardımına koşan, etrafına ışık saçan ve Gece'nin o aşılmaz sandığı inatçı duvarlarını inceden inceye yıkmaya kararlı sarışın bir felaketti.
Biri siyah ipliklerle etrafına aşılmaz zırhlar örerken, diğeri o zırhın çatlaklarından içeri altın sarısı bir güneş gibi sızmaya yeminliydi.
Zıt kutupların birbirini sessizce çektiği koca bir yalandı. Onlar birbirini çekmiyordu; mahallenin dedikoducu teyzeleri, tepeden tırnağa pembeler içindeki şeytani bir en yakın arkadaş ve eski dikiş tutmaz yaraların arasında resmen büyük bir gürültüyle çarpışıyorlardı!
Bazen en sağlam düğümler, koparmak için değil; doğru kişiyle baştan, yepyeni bir renkle örmek için atılırdı.
DİKKAT BU HİKAYE BÜYÜK ORANDA ROMANTİK KOMEDİ İÇERİR!
Todos los derechos reservados