"Sen daha iğne tutmayı biliyor musun ki bana emir veriyorsun küçük hanım?"
" Benim hastanemde, benim kurallarım geçer Komutan Bey. Sizin emirleriniz ancak o barut kokulu dağlarda yankılanır, burada değil!"
Diyarbakır'ın sert ayazında, kaderin sarmal bir sarmaşık gibi ördüğü iki hayat...
Asena Göktürk; beyaz önlüğünün saflığını Diyarbakır'ın tozlu yollarına taşımış, idealist ve genç bir doktor. Dokunduğu her yarayı iyileştirmeye çalışırken, kendi kalbinde açılacak olan o derin yarıktan habersizdir. Naifliğinin altında sakladığı o pençeler, sadece hayat kurtarmak için değil, kendi özgürlüğü için de çıkacaktır ortaya.
Baran Karay; Pars Timi'nin sivri dilli, disiplin abidesi ve ruhu barutla yoğrulmuş komutanı. Onun için hayat, siyah ve beyazdan; dost ve düşmandan ibarettir. Ta ki o gece yarısı, yaralı bir askerini bir polikliniğin kapısından içeri taşıyana ve o inatçı, güzel doktorla burun buruna gelene kadar.
Aşeka; bir ağacı kökünden tepesine kadar saran, bazen onu boğan ama asla bırakmayan o kadim sarmaşık. Asena ve Baran, birbirine dolandıkça ya birbirlerinin nefesini kesecekler ya da bu kaosun içinde yeni bir hayat yeşertecekler.
Biri yaşatmak için yeminli, diğeri ise vatan için ölmeye hazır. Barut kokusunun çiçek kokusuna karıştığı, emirlerin sustuğu ve sadece kalplerin konuştuğu o yerde; Aheşka'nın dalları çoktan kaderlerini birbirine bağladı.
"Sert bir kayaya çarptın doktor hanım. Ama bilmediğin bir şey var; o kaya, o sarmaşığın dalları arasında un ufak olmaya çoktan razı."
***
Kitabın tüm hakları bana aittir, kopyalanması ve çalınması durumunda yasal işlem başlatır
Keyifli okumalar...
All Rights Reserved