Cadı (16+)

Cadı (16+)

  • WpView
    Reads 3
  • WpVote
    Votes 1
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Feb 25, 2026
Dünyaya yüzyıllardır hakimiyet kuran dört büyük güç vardı; Ateş, su, toprak, hava. Ben Alerya, bu dört büyük krallığın hüküm sürdüğü toz pembe dünyaya katledilen atalarımın kanlarında dolaşan güç ile doğmuştum. Karanlıkla. On sekiz yaşına girmeme günler kala dünyaya gözlerimi açtığımdan beri gördüğüm rüyalar artık bir fantezi değil, geçmişimdi. Bana uykularımı zehir eden bu uyarıcı rüyaları görmezden gelip on sekizinci yaş günümde yaşıtlarımla birlikte girdiğim testte bana "cadı" demişlerdi. Oysaki ben büyücülük gibi sahtekar bir güçle değil, bütün insanlığı yöneten o kadim güç ile doğmuştum. Ben Alerya, halkımın yüzyıllardır çektiği bütün bu acıları tek tek her zerresiyle ödetecektim. 🪽🔱 Karakterlerin bakış açısı, kararları yazarın bakış açısını yansıtmaz. Kitap tüm hakları ile bana aittir.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • SİYAHIN BEYAZI
  • Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM
  • Aile Sırları
  • ISSIZ ADA (+18)
  • KURTBEY
  • HER KİMSEN
  • DELİ YÜZBAŞI (+21)
  •  ABİLERİM Mİ?
  • Gerçek Ailem~ Eliz

Miray Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Miray Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Miray, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Miray'ın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Miray kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Miray'ı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Miray olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu. Sonradan düzenlenecektir!

More details
WpActionLinkContent Guidelines