"Bazı sırlar toprağın altında değil, tenin hemen altındadır."
Yazgı, hayatını kanıtlanabilir gerçekler ve antik kalıntılar üzerine kurmuş, rasyonel bir arkeologdur. Berlin'in soğuk düzeninden çıkıp, Akdeniz'in kavurucu ve tozlu güneşine geldiğinde tek bir amacı vardır: Kraliçe Kleopatra'nın mirasına dair saklanan, binlerce yıllık o büyük bilmeceyi çözmek. Ancak o, sadece geçmişi kazdığını sanırken; çok daha karanlık bir oyunun tam kalbine düştüğünden habersizdir.
Arhan... Avını acele etmeden izleyen, sabırlı ve kusursuz bir yırtıcı. Yasadışı müzayedelerin gölge lordu, antik dünyanın modern zaman taciri. Onun için bu miras, bir bilim değil; bedeli ne olursa olsun sahip olunması gereken bir güçtür. Ve Yazgı, bilmeden bu gücün en hayati anahtarını kolunda bir mühür gibi taşımaktadır.
Güneşin kavurduğu ıssız kıyılardan, uluslararası suların sessizliğine uzanan bu tehlikeli oyunda etik ve arzu birbirine karışıyor. Yazgı, mantığına tutunmaya çalışırken; Arhan, her adımda onu kendi karanlık dünyasına biraz daha hapsediyor.
Bir düğüm atıldı, bir mühür kırıldı.
Şimdi gerçek soru şu: Yazgı, peşinde olduğu o kadim gerçeği bulduğunda özgürlüğünü koruyabilecek mi, yoksa Arhan'ın kurduğu bu modern labirentin en değerli parçası olmayı mı kabul edecek?
"Avcı avına aşık olduğunda, oyun kanla biter."
All Rights Reserved