Beril Aktan, hayata en ağır yenilgisiyle henüz bir çocukken tanıştı. Amansız bir hastalıkla pençeleşirken ailesi tarafından bir yetimhanenin kapısına, soğuk bir gece vakti terk edildi. Beril için hayat, o kapının önünde duran küçük bir valiz ve hastane odalarının keskin kokusu arasında verilen bir hayatta kalma mücadelesiydi. Yıllar sonra imkansızı başararak hastalığını yense de, ruhundaki o terk edilmişlik yarasını hiçbir zafer iyileştiremedi. Şimdi o, geçmişinin küllerinden doğmuş, kimseye eyvallahı olmayan mağrur bir kadın; tek amacı ise kendisini ölüme terk eden o gölgelerin izini bulmak.
Beril, geçmişine dair puslu bir ipucunun peşinden şehrin en karanlık ve tehlikeli dehlizlerine sızdığında, karşısına aşılması imkansız bir duvar çıkar: Ateş Yalaz Bozkurt.
Ateş, şehrin yeraltı dünyasına hükmeden güçlü bir imparatorluğun veliahdı, soğuk ve tavizsiz koruyucusudur. Babası Hakan Bozkurt'un gölgesinde büyüyen ve sadakati en büyük erdemi sayan Ateş'in dünyası, Beril'in gizemli gelişiyle sarsılır. Beril, intikamı için bu aileye yaklaşmaya çalışırken, Ateş'in yakıcı çekimine karşı koymakta zorlanır. Ateş ise, bu yabancı kadının gözlerindeki tanıdık acıyı gördüğünde, onu korumak için kendi ailesine ve inandığı her şeye sırt çevirmeyi göze alacaktır.
Ancak ortada ikisinin de bilmediği, geçmişin derinliklerine gömülmüş karanlık bir bağ vardır. Beril, intikam ararken aslında kime yaklaştığını; Ateş ise kimi sevdiğini anladığında, her şey için çok geç olabilir. Bu hikaye, sırlar üzerine kurulu bir imparatorlukta, iki yaralı ruhun birbirine kördüğüm oluşunun hikayesidir.
Todos los derechos reservados