"Aydınlığı temsil etmesine rağmen aydınlık göremeyen bir kızın hayatında ne normal gidebilirdi ki?"
Şafak, beyaza çalan sarı saçları ve ela gözleriyle adete doğan bir gündüzdü; ama hayatı karanlık bir yalandan ibaretti.
Büyükannesinin nefret dolu yemini, yirminci yaş gününde onu bulmak üzere bir gölge gibi serbest kalmıştı.Mirat ise köklerini ve zenginliğini reddetmiş, siyah saçları ve gizemli geçmişiyle adeta bir geceydi.
Bir ağacın altında, Şafağın çıplak ayakları çimlere basarken kesişti yolları.Dünyadaki her şeyleri birbirine zıt, hayatları koca bir yalandı.Ve tam o köşede, geçmişin karanlığından gelen bir katil, Çağan, Şafağın masumiyetini çarparak kendi namlusunu kıracaktı.
Karanlık bir labirentte, herkesin bir maske taktığı bu oyunda, zıt kutuplar birbirine çekilirken tek bir soru yankılanıyordu: Bir hayat baştan aşağı bir çelişkiden ibaretse, ruhunu kaybetmeden o çelişkiden çıkabilir misin?
"Aydınlıktı, ama karanlık gibi hissettiriyordu.O eve evim diyebildiğim bir gün asla gelmeyecek."
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang