Suskunluk bir tercih değil, ruhun üzerine giydirilmiş kanlı bir kefendi."
Evin'in dünyası, annesinin soğuyan bedeninin başında, bir kumanın zehirli fısıltısıyla karardı. "Konuşursan," demişti o ses, "canından can gider." O gün Evin, kelimelerini bir mezara gömdü. Dili vardı ama yeminliydi; sesi vardı ama lal kesilmişti. O artık Mezopotamya'nın ortasında, fırtınanın kalbindeki o ürpertici sessizlikti.
Baran Ağa ise, koca bir coğrafyanın kaderini iki dudağının arasında taşıyordu. Ancak eski karısının bıraktığı o kirli leke, isminin temsil ettiği "yağmur"u ondan koparıp almıştı. Dünyanın en büyük aşiretinin başındaydı ama kısırlık iftirasıyla "kurumuş bir ağaç" muamelesi görüyordu. Onuru, bir kadının hırsına kurban edilmişti; toprağı bereketliydi ama adı "verimsiz"e çıkarılmıştı.
Biri sözlerini kurban etti sevdiğine, diğeri ise yarınlarını kaybetti bir iftirada.
Kader, bu iki yaralı ruhu törenin soğuk ve keskin kılıcıyla birleştirdiğinde, kadim topraklar yeni bir efsaneye gebe kalacaktı. Baran, Evin'in dilsizliğinin ardındaki çığlığı duyabilecek miydi? Evin, Baran'ın üzerine çöken o kara bulutları dağıtıp, onun kurak bırakılan kalbine can suyu olabilecek miydi?
Bu; dillerin mühürlendiği, gururun hançerlendiği yerde, sadece gözlerin konuştuğu o sessiz ihtilalin hikâyesidir.
Eliana Snow is a sweet, innocent young woman who's about to inherit the family fortune at age 21.
Right now her parents' company, bank accounts, and estates are managed by the court-appointed trustee - Harvey Snow, an uncle who sincerely hates her. The feeling is mutual. Harvey is capable of anything. Even murder.
The plot starts exactly six months before Eliana's 21st birthday. It's the moment when harassment becomes too much to handle.
Eliana out of sheer desperation asks the mafia boss Rafael Vincenti for protection and to her surprise she receives a marriage proposal from him. At first, their relationship begins as a passionless business deal but it slowly grows into something more.