Şöyle düşünün... 22 yaşındasınız ama dünyayı sadece babanızın size anlattığı harflerden ve rakamlardan ibaret sanıyorsunuz. Ormanın derinliklerinde, bembeyaz bir villanın içinde, camdan bir fanusun altına saklanmışsınız. Dışarısı yasak, dışarısı tehlikeli, dışarısı koca bir yalan...
İşte bu, Doğa'nın hikayesi. Babasının "masum kızı", yeraltı dünyasının ise en büyük sırrı.
Ama her cam fanus gibi, Doğa'nın dünyası da bir gece tuz buz oldu. Hem de çok sert bir darbeyle...
Yaman Karadağ. Siyahın en koyu tonu, intikamın en canlı hali. Adamın tek bir derdi var: Babasının katilini bulup hesabını kesmek. Ama avı ellerinden kaçınca, Yaman ne yaptı dersiniz? Katilin en değerli varlığını, o ormandaki beyaz kafesi basıp içindeki kanatsız güvercini söküp aldı.
Şimdi elinde, dünyadan habersiz, tek bir erkeğin (babasının) elini tutmuş gencecik bir kadın var. Yaman ona hayatın ne kadar "pis" olduğunu öğretmek istiyor, Doğa ise ilk kez gördüğü bu yabancı adamın karanlığında boğulmamaya çalışıyor.
"Baban seni benden saklayabileceğini sandı küçüğüm. Ama unuttuğu bir şey vardı; ben karanlığın ta kendisiyim ve karanlıktan kaçış yoktur."
Doğa'nın o anlatılmayan travması Yaman'ın buzlarını eritecek mi, yoksa Yaman'ın intikam ateşi bu masum kızı da mı küle çevirecek?
Gelin, bu bembeyaz villanın nasıl kana bulandığını ve o yıkıntıların arasından nasıl bir aşkın doğduğunu (ya da her şeyi bitirdiğini) birlikte izleyelim.
Todos los derechos reservados