"Ne dirin ölüme,ne ölün dirime."
"Ne dirin dirime,ne ölün ölüme."
Söylediklerime kendim inanmayı çok isterdim. En çokta onu hiç sevmemeyi,bir heves olduğuna inanıp orada o şekilde kalmayı çok isterdim. Kullandığım her kelime,nezlime yazılıyordu,nefsim müdahale bile edemiyordu.
Oysa ben,nefsimle hareket etmekten nefret ederdim. Onun kollarından uzaklaşırken, nefsime bir kez daha boyun eğerek onun kollarına geri koşmak istedim.
Ama yapmadım,yapamazdım.
Gururuma dokunacak,yüreğime işleyecek her şeyden kaçınırdım.
Kollarından da kaçındım. Uzaklaştım.
Bir daha da yakınlaşmayacaktım.
Dünya,bugün itibariyle canımı daha fazla yakacaktı.
Ruhum,bugün itibariyle daha fazla karışacaktı.
Can yangısı nedir? İhanetle öğrendim.
Ruh yangısı nedir? Tecrübeyle öğrendim.
Bundan sonra çok başka Elif görecekti herkes. En çokta sevip,vazgeçemediğim adam.
Zehir verecek ölmesini dileyecektim. Panzehirini verip sürünmesini izleyecektim.
Affeder o zaten dedikleri Elif tek bir kişiyi bile artık affetmeyecekti.
Abimin arkadaşı dediğim adam aşk olmuş fakat aylar sonra sadece saf bir nefrete dönüşmüştü.
Bundan sonra gerçekten ne ölüsüneydi,ne de dirisine.
All Rights Reserved