"hamileymişim" diye fısıldadı, teni pudra pembesi ve kremsi pembe arasında gidip gelen seokjin. bu hamilelik haberinden sonra o koyu kahverengi, içinde uçsuz bucaksız evreni barındıran gözlerindeki doluluk göze çarpıyordu;
korkuyordu. ya nişanlısı kabul etmeseydi?
fakat birbirlerini seviyorlardı, değil mi? işte bu yüzden bu korkusu yerini içinde, tam o kocaman kalbinin derinliklerinde tatlı meltemlere bırakıyordu. içi kıpır kıpırdı.
içi yıldızlarla dolu ve led ışıklarla süslenmiş binlerce kavanozu gözlerinde taşıyan seokjin, bakışlarını karşısındakiyle buluşturdu. gözbebekleri birer plazma gibi hareketteydi ancak karşısındaki adamın kehribar gözleriyse donuktu. hamileliğininde verdiği hassaslıkla, seokjin, hıçkır kaslı ve sıcak göğüse sığındı; evet, kendisi grubun en büyük üyesiydi fakat onun bu evde tek güvenli limanı grubundaki en küçük ikinci üyeydi.
"herşey iyi olacak, jinnie " diye fısıldadı, mariana çukurundan daha dip olan ses. "uyu bebeğim." seokjin taehyung'a uydu. taehyung'un saçları arasında dolanan eliyle rahatladığını belli eden sesler çıkararak, usulca gözlerini kapattı. seokjin şefkat sanıyordu fakat sığındığı limanın nefretindem habersizdi. şeytanca planlarından...
All Rights Reserved