Mavi'nin Soluşu
"Bazı sırlar tene mühürlenir, bazıları ise ruha gömülür. Ama hiçbir karanlık, güneşin doğumunu sonsuza dek engelleyemez."
Gece, kendini bir denizin kıyısında, hafızası silinmiş ve ruhu parçalanmış halde bulduğunda; ona yeni bir isim, yeni bir hayat ve "korunaklı" bir sığınak veren Fetih'e minnettardı. Ancak bu sahte cennetin duvarları, bir gün tenindeki dairesel yanık izinin sızlamasıyla çatırdamaya başlar.
Bir yanda onu "Gece" olarak yeniden var eden, sevgisiyle kuşatırken aslında bir kafese hapseden Fetih... Diğer yanda ise ona "Mavi" diye seslenen, bakışlarında acı dolu bir geçmişi taşıyan ve gökyüzünü omuzlarında taşıyan bir dev gibi karşısında duran Atlas...
Mavi, zihninin derinliklerindeki o karanlık bodrum katına indikçe, sadece kendi geçmişiyle değil; tıp dünyasının dâhisi kabul edilen Profesör Ahmet Karadağ'ın korkunç mirasıyla da yüzleşecektir.
Bedenin hatırladığını zihin unutabilir mi?
Seni kurtaran adam aslında seni saklayan gardiyanınsa?
04 numaralı o mavi kurdele, bir hayatın başlangıcı mı yoksa bir cehennemin giriş kodu mu?
Gece ölüyor, Mavi uyanıyor. Ve bu uyanış, herkesin dünyasını yakmaya yetecek kadar sıcak...
"Ben Gece değilim Fetih. Ben hiçbir zaman senin Gece'n olmadım. Ben, o ateşin içinden sağ çıkan Mavi'yim."