"Herkesin bir kütüphanesi vardır; kiminin rafları tozlu, kimininki ise yıkık dökük. Ben kendi enkazımı izleyen bir gözlemciydim, ta ki o gelene kadar."
Güneş, hayatı boyunca detayları fark eden ama kendi içindeki çatlakları görmezden gelen bir genç kızdı.
Ayaz, onun hayatına bir fırtına gibi girdiğinde, Güneş'in ezbere bildiği tüm satırlar birbirine karıştı. İç savaşına Ayaz'da eklenirken Güneş şu soruyla yüzleşmek zorunda kaldı:
"Başkaları için mutluluk inşa ederken, kendi evine girmeyi unutur mu insan?"
Bu, sadece bir dostluk hikayesi değil; nefesin tükendiği noktada emanet alınan solukların, kilometrelerce uzaktan gelen bir elin ve bir zambağın betonların arasından fışkıran direnişinin hikayesi.
"Şimdi nefes alma sırası sende, Ayaz. Çünkü kütüphanenin raflarını bu kez beraber dizeceğiz."
Tüm hakları saklıdır