Karanlık, buz gibi bir Ankara veya İstanbul sabahı. Lüks siyah araçlar, yüksek binaların arasından süzülüyor. Kamera, Can Kara'nın arkadan silüetine odaklanır. Elinde çok eski, kenarları kıvrılmış bir vesikalık fotoğraf var: Özlem.
SES (Can Kara - Derinden ve Soğuk): "Dünyayı yönetmek için kalbe ihtiyacın yok. Sadece bir rakama ihtiyacın var... Kaç kişinin hayatını tek tuşla bitirebileceğin o rakama."
[0:15 - 0:30] GÖRSEL: Dev ekranların olduğu bir borsa odası. Can, masanın başında. Karşısında Mert Altıntaş sinsi bir gülümsemeyle oturuyor. Mert, masaya bir dosya fırlatır.
MERT: "Afrika'daki madenler, limanlar, holdingler... Hepsi senin Can. Ama Özlem? O başkasının soyadını taşıyor. Mutlu. Seni bir katil olarak hatırlıyor."
GÖRSEL: Can'ın gözlerindeki o buz gibi öfke. Masadaki kristal kül tablasını yavaşça kenara itiyor.
[0:30 - 0:50] GÖRSEL: Hastane Sahnesi (Kritik An). Can ve Özlem karşı karşıya. Korumalar koridorun iki ucunu tutmuş, güneş gözlükleriyle etrafa bakıyorlar. Can ve Özlem arasında santimler var. Özlem'in gözleri ela, saçları o bahsettiğin gibi topuz, önden iki tutam düşmüş.
ÖZLEM (Titreyen ama Sert bir Sesle): "Neden geldin? Senin dokunduğun her yer kanıyor Can. Bakmıyor musun haberlere? O paralar kaç çocuğun ahıyla ısındı?"
CAN KARA: "Sen yanımda olsaydın... dünya daha aydınlık bir yer olurdu. Şimdi karanlığa alışsan iyi edersin. Çünkü ben kaybedersem, her şeyi yakarım."
All Rights Reserved