"Üniversite yıllarında sevmediği insanlara takıntı geliştiren Zeren, zamanla bu saplantıyı aşk diye kutsadı; kendini kandırdı, sustu, bekledi. İçten içe ait olmadığını bildiği insanların arasında kabul görmek uğruna kendi sesini bastırdı. Dost sandıklarıysa yüzüne gülüp arkasından sessizce ipini örerken, Zeren bunu görmek istemedi; belki gördü ama inkâr etmeyi seçti. En ağır darbeler, insanın güvenmekten vazgeçemediği yerden gelirmiş. O ise kendine uzatılan her sahte eli samimiyet sandı, her kırıntıyı sadakat diye topladı. Zaman geçtikçe fark etti ki ortasında durduğu şey ne dostluktu ne aşk; yalnızca yavaş yavaş içine çekildiği bir yanılgıydı. Yaş 34'tü... Zeren için bu yaş, gerçeğin yüzüne sertçe çarpıldığı yıl mıydı, yoksa yıllardır içinde büyüttüğü kâbusun en karanlık perdesi mi?"
All Rights Reserved