Albatros Kuşu
Albatros kuşu'nu görmek iki anlama gelirdi, denizciler için. Birincisi kara görüldü , ikincisi ise fırtına öncesi sessizlik demekti. Bir sabah nankör denizci vurdu, albatros kuşunu. Denize düştü.
....
" Sizin, " dedim kurumuş dudaklarımı aralamayı becerebildiğim de. Karşımda o kadar güçlü duruyordu ki, hiçbir şey bile yapmadan insanın saygı duruşuna giresi geliyordu. Şimdi anlıyordum, yakının da olan herkesin resmi tavrın nedenini.
Konuşmam gerektiğin ve ve kenarı kırışık gibi duran gözleri üstümde olduğundan, konuşmaya cesaret topladım. " Sizin ne işiniz var burada ?"
Cevabının gecikmeyeceğini biliyordum. Ancak ondan önce kapının önünde ardında ki camdan gördüğüm kadarıyla bir takım korumalar olduğunu gördüm. Pamir Uluhan burda miydi bilmiyorum, nedensiz yere burda olmasını diledim. Aptal gibi ben kendimi korurum ahkamları kestikten sonra yusuf yusuf olmak niyeydi onu da anlamadım. Ama annemin kaçıp gittiği bir adamdan hayır gelmeyeceğinden adim kadar emindim.
Konuşan sesi ile bakışlarım kendisine döndü. Sigarasını çektiğin de , " ayağına kadar gelmemi istemişsin, " dediğinde buz gibi karizmatik sesi ile yutkundum.
" Geldim. "
....