"O zihnimde milyonuncu kez intihar etti. Ruhu milyonuncu kez Tanrı'ya, bedeni milyonuncu kez toprağa teslim oldu zihnimde.
Benim ruhum henüz bedenimden kurtulamasa da, bedenim henüz toprağa kavuşamasa da milyonuncu kez intihar ettim onunla birlikte."
~
Ailenin ne demek olduğunu ona öğreten kişiyi kaybetmişti Felix, başka neyini kaybedebilirdi ki?
Hayalleri? Gerçek ailesi? Sevgilisi? Kardeşi? Diğer insanlar için değerli sayılabilecek başka şeyler?
Bunların tamamını veya daha fazlasını kaybedemezdi çünkü o zaten her şeyini yıllar önce kaybetmişti, kaybedecek hiçbir şeyi kalmamıştı. Peki kaybettiği şeyleri tekrar kazanabilir miydi? Mümkün müydü böyle birşey? Hiç sanmıyordu.
Doğduğu zamandan beri kimsesizdi o, ilk deneyimlediği şey 'kimsesizlik' olmuştu her zaman. Çocukken hayatına giren rastgele bir kişi o 'kimsesizlik' kavramını unutturmuştu ona. Ardından yıllar sonra 'kimsesizlik' kavramını unutturan kişi terk etmişti Felix'i. Gözlerinin içine baka baka yapmıştı bunu. Hiç mi düşünmemişti ardında bırakacaklarını? Hiç mi düşünmemişti ailesini? Hiç mi düşünmemişti arkadaşlarını? Hiç mi düşünmemişti sevdiklerini? Onu hiç mi düşünmemişti...
Felix'e ailenin ne demek olduğunu öğreten çocuk kendini o uçurumdan aşağı attığı zaman tek başına değildi, Felix'i de çekmişti yanına. Evet, Felix hâlâ yaşıyor olabilirdi fakat ruhu yıllar önce 'evim' dediği çocukla birlikte uçurumdan düşmüştü...
All Rights Reserved