Bilmeyenler Koğuşu

Bilmeyenler Koğuşu

  • WpView
    Reads 105
  • WpVote
    Votes 40
  • WpPart
    Parts 16
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Fri, Apr 17, 2026
"Bana bak!" dedi adam, çenemi sertçe kavrayarak gözlerimi ona çevirmemi sağladı. "O hastanedeki beyaz duvarlar sana kim olduğunu unutturmuş olabilir ama ben unutmadım. Sen deli değilsin." Acı bir kahkaha attım, sesim kulübenin içinde bir fırtına gibi esti. "Annem öyle demiyor," diye fısıldadım, gözlerimdeki yaşlar yanaklarımdan süzülürken. "Kendi elleriyle vurdukları izleri, benim tırnak izlerim sandılar. 'Kendi yaptı' dediler. Beni o koğuşa, o bilmeyenlerin arasına kendi elleriyle attılar!" Duygu selim yine taşmaya başlamıştı. Bir an ağlıyor, bir saniye sonra öfkeyle titriyordum. Kontrol edemediğim bu 'fazlalık', benim hem lanetim hem de silahımdı. Adam geri adım atmadı. "Ailen seni bir enkaz gibi kenara attı," dedi sesi buz gibi bir kararlılıkla. "Ama o enkazın altında bir yangın var. Şimdi bir karar ver; ya o hastaneye geri dönüp gerçekten delireceksin ya da benimle gelip seni bu hale getiren herkesten intikam alacaksın. Ünlü iş adamlarının masasında oturacak, onların dünyasına sızacaksın. Benim gölgem olacaksın." Titreyen elimi ona uzattım. "Peki ya beni bulurlarsa? Ya yine o koğuşa kapatırlarsa?" "O zaman," dedi adam elimi sıkıca tutarak, "Tüm dünyayı o koğuşun içine hapsederim. Kimse seni bir daha 'bilmeyenler'in arasına gönderemez."
All Rights Reserved
#2
psikoloji
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • 𝖢𝖠𝖭𝖧𝖨𝖱𝖠Ş •𝖣İ𝖫𝖣𝖠𝖱•(AŞİRET +18) DÜZENLENİYOR....
  • Nazar Eyle
  • İLK ÖPÜCÜK || TEXT
  • SENDE SAKLI HİSLERİM|texting
  • KANLI AŞK//TEXTİNG
  • KAVUŞAMAYANLAR
  • Yağmurları Sev | Gerçek Ailem
  • Uyumsuz (mahalle kurgusu)
  • ÇAKMA MAFYA//TEXTİNG
  • KUYU (+18)

"O silahı elinden indir!" dediğimde, yan duran vücudunu ağır ağır bana doğru çevirdi ama o silah abimin alnına daha da bastırıldı. Yüzündeki sinsi tebessüm meydandaki herkesin yüreğini sıkıştırıyordu. "Yoksa?" diye soruşu, meydandaki bütün insanları endişelendirmeye yeterdi. Kalabalığın nefesi bir anlığına tutulmuş gibiydi. Çenemi herkesin inadına dikleştirip, gözlerimi onunkilere kilitledim. "Yoksa sana yemin olsun! Bu meydanı kanınla yıkarım!" diye bağırdım. Sözlerim gökyüzüne çarpıp geri indi, meydanda taş kesilmiş onlarca insanın üzerinde yankılandı. "Efsun!" diyen abime bakmadım. Gözlerim, kanla kaplanmış yüzüne kayacak olursa gardımın düşeceğini biliyordum. Onun bitap nefesi bile içimdeki öfkenin dengesini bozabilirdi. "Demek kanım ile yıkarsın ha!" dediğinde, fısıltısı bile meydanı inletti. Sanki rüzgar, sesi alıp bütün taş sokaklara taşıdı. Kalabalık tek bir ağızdan derin bir nefes aldı, kimse kıpırdamaya cesaret edemedi. "Azad ağa, yaparım bilirsin! Bu seni ilk vuruşum olmaz!" deyişimin ardından kaşları çatıldı. Çelik gibi bakan gözleri bir anlığına karardı. O an kalabalıktan birkaç kişi korkuyla geriye doğru koştu; ayak sesleri taş zeminde yankılandı. Koskoca Mardin! Her taşında kanın, her sokağında intikamın yankılandığı o şehir... En iyi o bilirdi; yıllar önce nasıl AZAD KARAASLAN'ı gözümü bile kırpmadan vurduğumu. O gün güneş batmamıştı sanki, Mardin yasa bürünürken Diyarbakır'da zılgıtlar eşliğinde birçok kapıda düğün yapılmıştı. Gözyaşı ile kahkaha aynı anda yükselmişti gökyüzüne. Ben, EFSUN ŞANLI... Yıllar önce babamın kanını akıtan adamın kanını bu meydanda dökmüştüm. Zerre korkmadan, zerre aşkımı aklıma getirmeden. O an kalbimde ne kadınlık ne merhamet kalmıştı; sadece intikamın soğuk ve keskin tadı vardı.

More details
WpActionLinkContent Guidelines