O kızın, uğruna günlerce işkence gördüğü, sırtında bıçak izleri taşıdığı o kadının bir başkasının kollarında böyle saf bir mutlulukla kayboluşunu izlemek, sırtına yediği hiçbir kırbaç darbesine benzemiyordu.
Yaşadığı tüm işkenceler bir hiçti onun için bu acı çok daha kötüydü.Hepsinden daha kötüydü bu acı.
Erez'in okuduğu bir kitap geldi aklına.
Erez'in okuduğu kitapta tam olarak şöyle yazıyordu
"Her korkak erkek, sevdiği kadını uzaktan izlemeye mahkumdur."
O gün, bu satırları ilk okuduğunda zihninde ufacık bir soru işareti belirmişti.Bir erkek aşık olunca korkar mıydı ki? Bir adam korkak olabilir miydiki aşkta? Seven söylerdi direk diye düşünmüştü o gün. Gülmüştü cümlelere alay eder gibi. Bilmiyordu. Henüz kalbinin imkansız bir limana demir atacağını ve günün birinde o aşkı haykıramayacak kadar dilsiz kalacağını bilmiyordu. Kendisinin de o "korkak erkeklerden" birine dönüşeceğinden habersizdi.
Yazar, acımasız bir gerçeği fısıldamıştı aslında. Çünkü her korkak erkek, sevdiği kadını bir başkasının kollarında izlemeye mahkumdu; tıpkı şuan Erez'in sırılsıklam aşık olduğu kadını başka bir erkeğin kollarında izlediği gibi.
Evet kendisine ilk defa itiraf ediyordu bunu, Erez ona aşıktı.
Domain Publik