Okulun koridorları her zamanki gibi kalabalıktı.
Herkes gülüyor, konuşuyor, bir yerlere yetişiyordu.
Ama o... sadece yürüyordu.
Kimse ona bakmıyordu.
Aslında bu onun için yeni bir şey değildi.
Sınıfa girdi, en arka sıradaki yerine oturdu.
Telefonunu çıkardı, ekranı açtı... hiçbir bildirim yoktu.
Garip olan şu ki, buna alışmıştı.
"Günaydın," dedi biri.
Başını kaldırdı. Karşısında o vardı.
Sınıfın en sevilen kızı.
"Yanına oturabilir miyim?" diye sordu kız.
O bir an duraksadı.
Bunu en son ne zaman biri ona sormuştu, hatırlamıyordu.
"Tabii," dedi kısaca.
Ve o an... hayatı yavaş yavaş değişmeye başladı.
Kızın adı Ece'ydi.
Ece, sınıfta herkesin tanıdığı, herkesin yanında olmak istediği biriydi.
Gülüşü bile dikkat çekiyordu.
O ise... hâlâ aynıydı. Sessiz. Geri planda.
Ama artık yalnız değildi.
Ece onunla konuşuyordu.
Ders arasında yanına geliyor, saçma şeylere gülüyor, bazen de sadece yanında oturuyordu.
İlk başta garip gelmişti.
Sanki yanlışlıkla seçilmiş gibi hissediyordu.
"Sen aslında çok farklısın," demişti bir gün Ece.
"Nasıl yani?" diye sormuştu o.
"İyi anlamda. Herkes aynı gibi... ama sen değilsin."
O an kalbi biraz daha hızlı atmıştı.
İlk dəfə biri onu "fark etmişti".
⸻
Günler geçtikçe aralarındaki mesafe kayboldu.
Artık birlikte kantine gidiyorlar, mesajlaşıyorlar, hatta geceleri bile konuşuyorlardı.
Telefonunda ilk kez biri sürekli yazıyordu.
Ece.
⸻
Ama...
Her şey o kadar da mükemmel değildi.
Bazen Ece mesajlara geç cevap veriyordu.
Bazen de okulda onun yanından geçip başka bir grubun yanına gidiyordu.
O grubu herkes tanıyordu.
Fısıldaşan, gülen, başkalarıyla dalga geçen kızlar.
Bir gün...
Koridordan geçerken adını duydu.
Yavaşladı.
"...çok saf ya," dedi bir ses.
Kalbi sıkıştı.
Ses Ece'nin grubundan geliyordu.
Bir an durdu.
Geri dönüp bakmak istedi.
Ama yapamadı.
All Rights Reserved