Jungkook "Stüdyonun ağır, tozlu havası bile o içeri girince değişiyor. Sanki Seul'ün tüm sisi dağılıyor da yerine kiraz çiçeklerinin kokusu doluyor. Ben kimim ki? Üzerimdeki yırtık deri ceket, yüzümdeki sahte kan makyajıyla sadece bir gölgeyim. O ise bir güneş. Jimin... Her adımında binlerce kalp kırılıyor ama haberi yok. Ona bakmak güneşle göz göze gelmek gibi; hem canımı yakıyor hem de vazgeçemiyorum. Bir gün, bu sahte setlerin ötesinde, sadece Jungkook olarak karşısında durabilecek miyim? Yoksa kaderim hep onu uzaktan, siyah-beyaz bir film gibi izlemek mi?"
Jimin : "Işıklar açılıyor. Bir, iki, üç... Ve gülümse! İçimde fırtınalar koparken dünyaya en mutlu adamı oynamaktan yoruldum. Bu ipek kostümler sanki bir zırh gibi, gerçek beni hapsetmişler. Ama tam orada, kameranın arkasındaki o karanlık köşede biri var. O çocuk... Bakışları diğerleri gibi hayranlık dolu değil, sanki ruhumun en derinindeki o küçük, yalnız çocuğu tanıyor. Kimsin sen? Neden her göz göze geldiğimizde zaman akmayı bırakıyor? Kalbim, bu yabancı ritme alışık değil."
All Rights Reserved