Bazı aşklar ölmez.
Sadece yanlış insanların ellerinde silaha dönüşür.
Asya, geçmişinden kaçarken kendini karanlığın tam ortasında bulmuştu. Artık geri dönüşü olmayan bir örgütün lideriydi. Emirleri hayat alıyor, sessizliği korku yayıyordu. Onun adı artık yalnızca Asya değil, Kızılelma'ydı.
Melih ise sevmediği bir kadınla yaptığı zoraki evliliğin içinde parçalanıyordu. Kimsenin bilmediği gerçekse çok daha ağırdı:
Bu evlilik bir tercih değil, Kızılelma'yı hayatta tutmanın bedeliydi. Belki bir mucize olurdu. Melih kadın ile zorla evlenmek zorunda kalmazdı...
Sarp, kendi ülkesinden ayrı düşmüş, yeni bir görev için Türkiye'ye gelmişti. Görevinde karşılaştığı Kızılelma'ya ağır duygular beslemiş, her geçen gün aşkıyla yanıp tutuşmuştu. Ancak korkuları vardı. O bir Rus askeriydi. Görevi bittikten sonra; ülkesine geri dönmek zorunda kalacak, biricik aşkı Kızılelma'yı bırakmak zorunda kalacaktı...
Birbirlerini hâlâ delicesine seven iki insan düşünün...
Tek bir fark ile; artık aynı dünyaya ait olmayan iki insan... Ve bu ilişkinin içindeki 3. Şahıs...
Bir tarafta kan, sadakat ve ihanetle örülmüş karanlık bir düzene yenik düşmüş kadın ve seçim yapması gereken 2 ayrı adam... Geçmişin küllerinden geriye sadece tütün kokusu kalırken, aşk artık kurtuluş değil; felaketin ta kendisiydi.
Çünkü bazı hikâyeler mutlu sonla bitmezdi.
Çoğusu bir sigara misali yanarak gerisinde sadece küllerini bırakırdı...
Todos los derechos reservados