İnsan, bir dakika sonrasında hayatının nasıl değişeceğini asla bilemezdi. Hazal da bilmiyordu.
Hayatı boyunca sıradan sayılabilecek bir yaşam sürmüştü. Gürültülü ama sevgi dolu bir aile, her köşesinde ayrı bir anı biriktirdiği mahalle, en yakın arkadaşları ve çizim yaparak kurmaya çalıştığı geleceği... Her şey olması gerektiği gibiydi. En azından o öyle sanıyordu. Ta ki yıllardır boş duran karşı dairenin kapısı açılana kadar.
Mahalleye taşınan yeni komşu, Hazal'ın alışık olduğu insanlardan çok farklıydı. Disiplinli, mesafeli ve çözülemeyecek kadar karmaşık görünen bu adam, ilk andan itibaren dikkat çekmeyi başarıyordu. Üstelik yalnızca Hazal'ın değil, tüm mahallenin dikkatini...
Giray, yıllarını askeriyeye vermiş bir komutandı. İnsanların bakışlarından anlam çıkarmayı, tehlikeyi uzaktan sezebilmeyi ve duygularını gerektiğinde bir duvarın ardına saklamayı öğrenmişti. Fakat hayatının hiçbir döneminde, karşı komşusunun başına açacağı belaları hesaba katmamıştı.
Bir yanda her düşündüğünü söylemekten çekinmeyen, enerjisiyle etrafındaki herkesi peşinden sürükleyen Hazal...
Diğer yanda sessizliğiyle bile bulunduğu ortamın havasını değiştirebilen Giray...
Tamamen farklı iki insanın yolları aynı apartmanda kesişirken, ikisi de bunun yalnızca bir komşuluk hikâyesi olarak kalacağını düşünüyordu.
Oysa bazı karşılaşmalar insanın hayatına sessizce girer. Önce küçük bir tesadüf gibi görünür, sonra alışkanlığa dönüşür ve farkına bile varmadan insanın kaderine karışır.
Kül bazen geçmişten kalan yaraları temsil eder.
Kardelen ise en sert kışın ortasında bile açabilen umudu...
Peki ya biri küllerini saklayan bir adamla, her şeye rağmen gülümsemeyi bilen bir kız karşılaşırsa?
All Rights Reserved