"Sekiz yıl boyunca aynı yastığa baş koyduğunuz adamın, aslında hiç tanımadığınız bir yabancı olduğunu tek bir gecede anlasaydınız ne yapardınız?"
Aria Vitiello için hayat, lüks bir malikanenin içine hapsedilmiş kusursuz bir tablodan ibaretti. Güçlü, mesafeli ve otoriter kocası Luca Vitiello; iki küçük kızı ve dışarıdan imrenilen huzurlu hayatıyla her şey yolunda görünüyordu. Ancak bu huzur, dev bir fırtınanın merkezindeki o sessiz bekleyişten farksızdı.
Bir akşam yemeği, beklenmedik bir telefon ve balkonun karanlığında yankılanan o sert fısıltılar...
Luca'nın kumral saçlarının gölgelediği ela gözlerinde o gece ilk kez gördüğü telaş, Aria'nın sekiz yıllık güvenini tek bir saniyede yerle bir etti. "Acil bir iş" bahanesiyle arkasına bakmadan giden kocasının ardından kalan tek şey; cevapsız sorular ve evin her köşesine sinmiş olan o buz gibi yabancılık hissiydi.
Luca gerçekten başarılı bir iş adamı mıydı, yoksa Aria'nın kurduğu bu hayat, kan ve yalanlar üzerine inşa edilmiş bir imparatorluğun sadece vitrini miydi?
Kapı kapandı, sessizlik başladı. Aria artık sadece bir eş değil, bir dedektif gibi kocasının bıraktığı gölgeleri takip etmek zorundaydı. Ama bilmediği bir şey vardı: Gerçeğe giden yol, sandığından çok daha karanlıktı.
"Bazı sırlar, mezara girmek için fazla ağırdır.
All Rights Reserved