Bu hikâye, unutulmuş çağların küllerinden doğan bir efsanenin yeniden hatırlanışıdır.
Targaryen hanedanı, bir zamanlar gökyüzüne hükmeden ejderhaların gölgesinde yaşamıştı. Ancak zaman, ateşi bile susturmayı öğrenmişti. Ya da herkes öyle sanıyordu.
Zae Targaryen, Baelor Breakspear'in kızı, sarayın sessiz duvarları arasında büyüyen bir zihindir. Kitaplarla şekillenmiş, kelimelerle güçlenmiş, dünyayı görmeden anlayabilen bir çocuk... Ta ki ormanda duyduğu bir ses her şeyi değiştirene kadar.
Derin Valyria ormanlarının unutulmuş bir bölgesinde, asırlardır uyuduğu sanılan ejderha yumurtaları, onun varlığıyla uyanmaya başlar. Bu keşif, yalnızca bir sır değildir; bir kırılmadır.
Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi kalmaz.
Saray, bu uyanışı bir umut olarak değil, bir tehdit olarak görür. Kral Maekar ve veliaht Baelor, kaderi yeniden yazabilecek bu gücü kontrol altına almaya çalışırken, yumurtalar üç farklı haneye bölünür. Ancak bazı bağlar bölünemez.
Aerion Targaryen için bu olay bir güç meselesi değildir. Bu bir meydan okumadır. Onun egosu, kaderle çatışmaya başladığında, ateş artık yalnızca bir silah değil, bir takıntı olur.
Ve ejderhalar...
Onlar insanları seçmez. Onlar ruhları tanır.
Bu hikâye bir taht mücadelesi değil yalnızca. Bu, seçilmenin, reddedilmenin, arzunun ve kaderin birbirine karıştığı bir çöküş ve yeniden doğuş hikâyesidir.
Bazı ateşler dünyayı yakmak için değil, onu uyandırmak için vardır.
All Rights Reserved