Elisa, karanlığın damarlarına işleyen o kusursuz sistemi yıkmak için doğmuş gibiydi; Aras ise o sistemin ta kendisiydi
soğuk, kusursuz ve dokunulmaz. Birinin hedefi diğerinin yıkımıydı. Ama ihanetin en keskin yerinde, düşmanlıkla örülmüş o ince çizgi çatladı;
planlar birbirine çarparken kalpler, hesaplanmamış bir ihtimal gibi aynı yerde durdu. Ve en tehlikelisi oldu: Elisa, Aras'ı alt etmeye çalışırken ona yenilmeyi değil... ona ait olmayı öğrendi.
Aras ise hiçbir zaman kontrolünü kaybeden biri olmamıştı. Ta ki Elisa, onun düzenini ilk kez sarsana kadar. Onu çözmeye çalıştıkça daha da içine çekildiğini fark etti; sanki yıllardır kapalı duran bir kapı, ilk kez aralanıyordu.
İkisi de aynı oyunun iki farklı tarafıydı ama artık
sınırlar bulanıktı. Çünkü bazen en büyük ihanet, düşmanı yok etmek değil... onu korumak istemekti.
All Rights Reserved