Öldüğünü bildiğiniz bir adamı bir gün kanlı canlı karşınızda görseniz ne yapardınız?
Ben Eylül Demir. Hayatını ölümle yaşam arasındaki o ince çizgide, hastane koridorlarında kurmuş bir acil tıp doktoruyum. Binlerce kalbin duruşuna, binlerce nefesin son buluşuna şahitlik ettim. Ama kendi kalbimin durduğu o günü asla unutmadım. Kuzey'in 'şehit' haberi geldiğinde, o çizgide asılı kalan bendim.
Yıllarca o mezar taşına anlattım her şeyi. Nöbetlerimin yorgunluğunu, kurtardığım hayatları, içimde hiç sönmeyen o sessiz vedayı... Toprağın altında buz gibi yattığını sanırken, her gece soğuktan titremeyesin diye dualar ederken; meğer sen başka bir gökyüzünün altında nefes alıyormuşsun.
O gün, o hastane koridorunda göz göze geldiğimizde; tıp kitaplarının bana öğrettiği her şey anlamını yitirdi. Bir ölünün nefes alışına şahit oldum. Gözlerinde gördüğüm o yabancı bakış mı daha çok canımı yaktı, yoksa yanında tuttuğun o yabancı el mi, bilmiyorum.
Ben senin yasını tutarken, sen hayatta kalmanın ötesine geçip başka bir hikayeye mi sığdın Kuzey? Şimdi hangi tıbbi müdahale iyileştirir bu ihaneti? Hangi neşter kesip atar içimdeki bu devasa boşluğu?
Geldin. Ama geç geldin. Ben o sessiz vedada çoktan kül oldum."
(CC) Atribuição-NãoComercial